Acının, sabrın ve direnişin şehri…
Asrın felaketini yaşadık. Yıkıldık… Ama yok olmadık.
Enkazların arasından bir milletin nasıl ayağa kalktığına hep birlikte şahit olduk.
Bugün hâlâ hayattaysak, nefes alabiliyorsak, her şeyden önce Rabbimize şükürler olsun.
Ve elbette bu süreçte elini değil, yüreğini ortaya koyan herkese minnet borçluyuz…
Devlet tüm imkânlarını seferber etti. Türkiye tek yürek oldu.
Kimi bir lokma ekmek verdi, kimi sırtındaki montu çıkardı, kimi gecesini gündüzüne kattı…
Çadır kuran da vardı, konteyner taşıyan da…
Sıcak yemek dağıtan da vardı, sessizce bir yaraya merhem olan da…
Allah hepsinden razı olsun.
Ama…
Bu büyük felaketin gölgesinde fırsat kollayanları da unutmadık, unutmayacağız.
Onları milletin vicdanına ve Allah’ın adaletine bırakıyoruz.
Gelelim meselenin özüne…
Malatya’da bir gerçek var ki artık herkesin dilinde:
Bu şehirde görevini hakkıyla yapanlar ile sadece “görünmeye çalışanlar” arasındaki fark gün gibi ortada.
Bugün Malatya sokaklarına çıkın…
Vatandaşa sorun: “En çok güvendiğiniz isim kim?”
Alacağınız cevap nettir:
Sayın Vali Seddar Yavuz.
Bunu biz söylemiyoruz.
Bu, sahadaki vatandaşın, enkaz başındaki annenin, konteynerde yaşayan babanın, umut bekleyen gencin sesidir.
Çünkü o isim;
Makamdan değil, sahadan yönetmeyi seçti.
Mesai saatlerinden değil, vicdan saatinden çalıştı.
7 gün 24 saat…
Yağmurda, çamurda, karanlıkta…
Hep sahadaydı.
Sadece bir yönetici değil,
Bir devlet adamı nasıl olur, onu gösterdi.
Malatyalının gönlünde yer edinmek kolay değildir.
Ama samimiyet varsa, emek varsa, adalet varsa…
İşte o zaman gönüller kapısını sonuna kadar açar.
Peki ya diğerleri?
Sosyal medya kahramanları…
Paylaşım yaparak “sahadaymış gibi” görünenler…
Bir fotoğraf, bir video, birkaç süslü cümle…
Ve altına: “Sahadayız.”
Gerçekten mi?
Saha; filtreli fotoğrafların değil, alın terinin olduğu yerdir.
Saha; paylaşım değil, mücadele ister.
Hele ki bazı sözde STK’lar…
Adı var, kendi yok…
Tüzüklerinde yazan görevler bir kenarda dururken,
Kendi aralarında ziyaret üstüne ziyaret…
“Körler sağırlar, birbirini ağırlar” misali…
Amaç ne?
Malatya’ya katkı mı?
Yoksa sosyal medyada görünür olmak mı?
Protokol koltuklarında yer kapmak mı,
Yoksa milletin derdine derman olmak mı?
Sorulması gereken soru açık ve nettir:
Depremde neredeydiniz?
Kime dokundunuz?
Hangi yaraya merhem oldunuz?
Cevap veremeyenler bugün çıkıp ahkâm kesmesin!
Selma Ulubaba
Toplumsal analizleri ve özgün bakış açısıyla ajansımızın vizyoner kalemlerinden biri.
Tüm Makaleleri Görüntüle